|
|||||||
| Kayıt ol | Video İzle | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Aşk Doktoru Aşk Hakkında Bilmedikleriniz,Öğrenmek istedikleriniz Ahh Doktor Kalbim Diosanız bu bölüme :)) |
Aşk, eşeğe bile dansettirir | Aşk, eşeğe bile dansettirir em Aşk Doktoru, Aşk & Sevgi; Ölümsüz Aşk Var mı? "Aşk, eşeğe bile dansettirir." Fransız atasöZÜ Filozofların tarih boyunca cevabını arayıp durduğu bu soruya, bir kez ...
![]() |
| LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 | ||
![]() |
Ölümsüz Aşk Var mı?
"Aşk, eşeğe bile dansettirir." Fransız atasöZÜ Filozofların tarih boyunca cevabını arayıp durduğu bu soruya, bir kez de benim cevap vermeye çalışmamdan doğal ne olabilr ki? Hem de mevsimlerden baharken... Yılın en az altı ayı aşka meyilli atalara sahip bir torun olarak, elbette ben de aşkın bir ucundan tutup, üzerine kelam edeceğim. "Ölümsüz aşk var mı?" sorusunu "VARDIR" diye cevaplayan bir kalem sahibine, okumalarım sırasında rastlamadığımı peşinen söylemeliyim. Vardır demek için epey kalem oynatan ve fakat eninde sonunda "YOKTUR" a gelen yazar sayısı da az değil hani. Doğrusu, ben daha klavyenin başına otururken bile, "yoktur" cevabı ile başlamış durumdayım. Bu yazı da, "yoktur"un gerekçelendirilmesinden ibaret zaten. Bilim adamları ve düşünürler, aşka en fazla dört yıl ömür biçiyorlar; aşkın kimyasının ortalama üç yılda tükendiğini söylüyorlar. Bundan sonrasında ise, eğer çiftler hala ayrılmamışlarsa bunu, alışkanlık, dostluk, sevgi türünden duygularla açıklamaya çalışıyorlar. Esasen, ben de bu görüşe yatkınım. Aşk ya ayrılıkla bitiyor ki, bu onun ölümlü olduğunun en büyük kanıtı oluyor; ya da uzun yıllar sürdüğü sanılıyor ki aslında, ortalama üç yıldan sonrası daha çok bir dostluğa benziyor. Demek oluyor ki, yazımızın başlığına yerleşen soruya hepten olumsuz cevap vermemek için, sevginin o şefkatli kollarına sarılmamız gerekiyor. Böylelikle, dalgalı, fırtınalı bir aşktan sonra, geriye huzur veren, paylaşan bir sevgi kalıyorsa; bunu aşkın amacına ulaştığı şeklinde yorumlamakta yarar var. Eğer ayrılık kesin bir ayrılık ise ve geriye de ayrılmış olmaktan başka bir şey kalmıyorsa; o zaman "Aşk öldü, yaşasın yeni aşk!" demekten başka bir yol kalmıyor. "Ölümsüz aşk yoktur" diyorsun ama "Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin var ya" diye soranları duyar gibiyim. Elbette var; ama ölümsüzlüklerini tamamen kavuşamamış olmalarına borçlular. Tarih içinde benzer masal ya da hikayeleri incelediğimizde görüyoruz ki; aşkın ölümsüz olması için ya kavuşamamış olmak gerekiyor ya da aşıklardan birinin ya da ikisinin birden ölmesi gerekiyor. Bunun yanında "kavuştular ve ömür boyu mutlu oldular" diye biten birçok masal da saymak mümkün ama kuşkulu!.. Bir kere, bir zaman sonra aşkları bitmiş ve sevgi sayesinde de mutlu olmuş olabilirler. Dikkat ederseniz, bu masallar hiçbir zaman "ömürlerinin sonuna kadar birbirlerine aşık olarak yaşadılar ve mutlu oldular" diye bitmez. Büyük bir ihtimalle, bu masal ve hikayelerin yazarlarının canları aşktan çok yanmıştı ve böyle iddialı cümleleri kullanmamaya özen gösteriyorlardı. Peki, aşkın bitmesi çok mu kötü bir durumdur? Tarihin çok uzun yılları boyunca filozofların aşkı bir tür delilik ya da hastalık olarak görmelerine bakacak olursak, hiç de kötü bir durum değildir ve hatta teşvik edilmesi gerektiği bile söylenebilir (Ben söylemiyorum, eleştiri oklarına hedef olmayı hiç istemem doğrusu) Çok uzun yıllar boyunca, birlikte olabilme başarısını göstermiş çiftler için "onlarınki aşk değil alışkanlık (veya sevgi, dostluk vs) türünden küçümseyici sözlere ise hafif tonda kızdığımı söyleyebilirim. Sevginin, dostluğun, paylaşmanın nesi kötü anlayabilmiş değilim. Aşk görevini yerine getirmiş ve nöbeti sevgiye bırakmışsa, bunu küçümsemek niye? Bana kalırsa en doğrusu, aşkı ve sevgiyi birbirine çok zıt kavramlar olarak düşünmeden ikisini de doyasıya yaşamak, hakkını vererek yaşamak. Şiir tadında yaşamak. Bakın, Novalis ne güzel söylemiş: "Aşk dilsizdir, yalnızca şiir konuşturur onu." Bir şiirle bitirmeye ne dersiniz: SAZ ÇALMA KOKUSU Gecelerde saz çalma kokusu vardı Sabahlar hasrete dumanlı. Gelmeyi isterdim …ve kal dediğin sürece kalmayı. Belki biraz… saza eğilmiş başını okşamak. Belki biraz… sarmaş dolaş sabahlarda dudaklarına uzanmak. Belki de… sadece kulağımı dayamak olurdu yüreğine... Bütün saltanatım. Sabahların hasrete dumanı bittiğinde… bir gün. Vedalaşırdım sesiyle sazının... bir gölge gibi esmer ve üzgün. Git dediğinde… çıkardım tuzundan öpüşlerin. Düşerdi bıyıklarından... sevdalarım Biterdi aşk ama… yaşanmış olurdu… Kalmazdı böyle yarım. |
||
|
|
|
| Sponsor Reklamlar |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| aşk, bile, dansettirir, esege, eşeğe bile dansettirir |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bile Bile Basma Üstüme .. | CaTLaQ_PReNSeS | Şiirler | 0 | 12-17-2007 11:46 |
| Gözyaşmın Bile Tuzu Yok ... Gel !!! | Kral23 | Şiirler | 0 | 09-09-2007 21:04 |
| Ölemiyorum Bile… | Lider | Resimli Şiirler | 0 | 06-02-2007 16:20 |
| Gelmeyeceğini bile bile... | Asi | Duvar Kağtları, Fotoğraflar | 0 | 06-01-2007 16:54 |
| Giderken bile bile kaldın bende | CaTLaQ_PReNSeS | Şiirler | 1 | 05-20-2007 07:28 |
|